Paterson’ın ilk Türk Emniyet Müdürü Bayçora başarı hikayesi

ABD’nin New Jersey eyaletinde Türklerin en yoğun yaşadığı Paterson şehrine atanan ilk Türk Emniyet Müdürü İbrahim Mike Bayçora, Kafkaslardan Amerika’ya göç eden ailesinin hikayesini, Paterson’da geçen çocukluğunu, yeni görevindeki hedeflerini anlattı.

“Törenden beri telefonum hiç susmadı”

Paterson Emniyet Müdürlüğü görevini devraldığından beri tebrik yağmuruna tutulduğunu belirten Bayçora, “Törenden beri telefonum hiç susmadı. Akrabalarım, yeni görevimle ilgili haberlerin Türkiye, hatta Kafkaslara kadar yayıldığını söyledi. Hala tebrik mesajları geliyor.” dedi.

Kafkaslardan Eskişehir’e, oradan da bir yaşındayken 1960’larda ABD’ye göç eden Karaçaylı bir ailede büyüdüğünü söyleyen Bayçora, şöyle devam etti:

“Paterson’da geleneklerine çok bağlı bir ailede büyüdüm. Çok sert ama ailesine düşkün bir babam vardı. Okumamı istiyordu. Boston Üniversitesinden kabul aldım ama çok pahalı olduğu için devam edemedim. Bir yıl sonra New Jersey’deki Rutgers Üniversitesine yatay geçiş yaptım. Hem işletme hem de kimya mühendisliği dalında iki diploma ile mezun oldum.”

Gençken ettiği kavga polisliğe giden yolu açtı

Üniversiteden mezun olduktan sonra eyalette mühendis olarak ise başladığını dile getiren Bayçora, mühendislik kariyerinden polis şefliğine giden hikayesini şöyle anlattı:

“Aslında doğuştan çok utangaç biriyim. Polis olmak veya şu anki polis şefi gibi bir göreve gelmek asla arzuladığım bir şey değildi. Gençliğimde bir kavgaya karışmıştım. İlk defa o zaman polislerle ilgili deneyim yaşadım. Gerçekten o olayda bana hakkaniyetli davranılmadığını hissettim. İşte bu beni polis olmaya teşvik eden bir etken oldu.”

Bayçora, girdiği polislik imtihanlarında üstün başarı gösterdiğini belirterek “O zamanki belediye başkanı beni ofisine çağırdı ve ‘Bu işi istiyorsan hemen yarın başla.’ dedi. Önceki işime haber verip uygun bir şekilde ayrılmaya bile fırsat bulamadan ertesi sabah polis olarak göreve başladım.” diye konuştu.

Uzun yıllar Paterson sokaklarında devriye görevi yaptığını kaydeden Bayçora, “Emniyette 32 yıllık polis memurluğu görevim boyunca her alanda tecrübe edindim, çok çalıştım ve Allah’ın yardımı ile o gayretlerin sonucu bugün buradayım.” dedi.

“Bu mesleği seçtiğim için asla pişman olmadım”

Bayçora, her şehrin iyi ve kötü tarafları olduğu gibi Paterson’da da uyuşturucu, silah ve asayiş problemi bulunduğuna dikkati çekerek “Şehrimde birinin vurularak hayatını kaybetmesi benim en büyük endişem. Asayişi ve düzeni sağlamak için elimizden geleni yapmak en öncelikli hedefim.” ifadesini kullandı.

Emri altında 400 civarı polis memuru olduğu bilgisini paylaşan Bayçora, “32 yıllık meslek hayatımda Paterson’da yaşayan, kardeşim gibi sevdiğim birçok insan tanıdım. Bu mesleği seçtiğim için asla pişman olmadım. Eğer tekrar aynı imkan verilse hiçbir şeyi değiştirmezdim. Yemin törenine katılımın çokluğu da bunun ispatı.” diye konuştu.
“Yemin töreninde el bastığım Kur’an büyükanneme ait”

Bayçora, belediye binasında düzenlenen yemin töreni sırasında el basmak için özellikle istediği Kur’an-ı Kerim’le ile ilgili de ilginç bir detayı paylaştı.

El bastığı Kur’an-ı Kerim’in çok sevdiği büyükannesi ve dedesine ait olduğunu ve kendisi için çok büyük manevi değeri bulunduğunu belirten Bayçora, “Büyükannemi, törende üzerine el basarak yemin ettiğim o Kur’an’ı her gün okuduğunu görerek büyüdüm. Üzerimde çok büyük etkisi vardır.” dedi.

Bayçora, Paterson’da Türk Karaçay topluluğuna ilişkin çocukluğunda unutulmaz hatıraları olduğunu ifade ederek “Eskiden biz birbirine çok yakın bir toplumduk. Piknikler yapar, düğünleri, bayramları birlikte kutlardık. Özellikle büyükannem Hasanat’ı herkes çok sever saygı duyardı. Bayramlarda evimiz dolar taşardı. Hıçın (etli Karaçay böreği) gibi etnik yemekler yapılırdı. Hayatımın en güzel zamanlarıydı.” şeklinde konuştu.

“Hayalleri her neyse asla peşini bırakmasınlar”

Bayçora, Amerika’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenlere de şu mesajı verdi: “Hayalleri her neyse asla peşini bırakmasınlar. Amerika harika bir ülke. Her ülkenin iyi ve kötü tarafları vardır elbet ama bu ülkede gayret edenler için fırsatlar çok. Bu ülkeyi etnik çoğulcu nüfus temsil ediyor. Mesela, benim köklerim Türkiye’den geliyor ve Türkiye’ye karşı çok güçlü duygularım, çok olumlu deneyimlerim var. Türkiye’yi çok seviyorum. Tarihi, kültürü, insanları, yiyecekleri…Her şeyiyle harika.”

Sık ziyaret edemese de hala Yalova’nın Çiftlikköyü kazasında anne tarafından akrabalarının yaşadığını belirten Bayçora, bu yıl Türkiye’ye gitmeyi planladığını sözlerine ekledi.

Bir cevap yazın