Bize Yazın info@bizimhaber.de
Anasayfa » Ekonomi » “HER ŞEYİ BİLİP HİÇBİR ŞEYİ ANLAMADIĞIMIZ“ BİR ÇAĞDA KÖKLERİMİZE DÖNMEK
Ekonomi
30.11.2025

“HER ŞEYİ BİLİP HİÇBİR ŞEYİ ANLAMADIĞIMIZ“ BİR ÇAĞDA KÖKLERİMİZE DÖNMEK

Dil; bir toplumun hafızasıdır, şifreleridir, ortak ruhudur.

Her şeyin bilgisine birkaç saniyede ulaşabildiğimiz bir çağdayız. Parmaklarımızın ucunda akan bu sınırsız bilgi, bize büyük bir güç sağlıyor gibi görünüyor. Fakat aslında tuhaf bir gerçeklikle karşı karşıyayız: Bilgi çoğaldıkça bilinç azalıyor. İçerikler artıyor ama idrak daralıyor. Her şeyi biliyoruz, ancak bildiklerimizin ne anlama geldiğini bilmiyoruz.

Bu yüzeyselliğin ortasında en çok yara alan ise tarih bilinci, dilimiz ve kadim kültürle olan bağımız. Çünkü bir milletin kültürü yalnızca yazdığı kitaplarda, kurduğu şehirlerde, bıraktığı eserlerde değil; en çok dilinde yaşar. Dil; bir toplumun hafızasıdır, şifreleridir, ortak ruhudur. Dil zayıfladığında, toplum da zayıflar.

Bugün modern dünyanın hızlı temposu bizi sürekli dışarıdan beslenen bilgilerle büyütüyor. Fakat insan sadece dışarıdan aldığıyla değil, içeriden taşıdığıyla da ayakta durur. İşte o “içeride taşıdıklarımız” dediğimiz şey, binlerce yıllık Anadolu irfanı, tarihimizin acıları ve zaferleri, büyük söz ustalarının bıraktığı hikmettir.

Yunus’un sade diliyle kurduğu dev cümleler…

Mevlana’nın kelimelerle açtığı derin kapılar…

Hacı Bektaş Veli’nin özüyle sözü bir öğretileri…

Bunlar sadece düşünce değil; dilin taşıdığı bir bilinç mirasıdır. Çünkü dil, düşüncenin evi; düşünce de bilincin kendisidir. Dil bozulursa düşünce dağılır, düşünce dağılırsa bilinç körelir.

Bugün konuştuğumuz her kelime aslında bir geçmiş taşır.

Türkçenin sesinde bozkırın rüzgarı da vardır, Anadolu’nun toprağı da, Asya’nın ufku da.

Bu yüzden dilimizi korumak, sadece gramer meselesi değildir; varoluş meselesidir.

Kültürünü kaybeden toplum hafızasını kaybetmiş bir insan gibidir.

Dilini kaybeden toplum ise sesini kaybetmiş bir insan gibidir.

Hafızası olmayan yürüyemez; sesi olmayan konuşamaz.

Bu yüzden bugün en çok ihtiyacımız olan şey, bilgiyi ezberlemek değil, bilgiyi bilinç, tarih ve dille bütünleştirmektir.

Kadim kültürümüze yaslandığımızda sadece geçmişi hatırlamıyoruz; aynı zamanda geleceği daha sağlam kuruyoruz. Çünkü bir milletin gücü, elindeki teknolojiyle değil, düşündüğü dille, yürüdüğü tarih bilinciyle, taşıdığı kültürle ölçülür.

Ve belki de tüm sorunun özeti şudur:

Biz her şeyi biliyoruz, ama kendimizi bilmiyoruz.

Dilimizi, kültürümüzü, tarihimizin bize ne söylediğini duymuyoruz.

Oysa önce kendimizi bilsek, tarihimizi bilsek, dilimizin kıymetini bilsek, o zaman bilgi gerçekten bir anlam kazanacak. O zaman çağın hızına kapılmak yerine çağın yönünü belirleyeceğiz.

Kısacası, bilginin bizi derinliğe değil yüzeyselliğe sürüklediği bu dönemde yapılacak en doğru şey, köklerimize dönmek, dilimizi korumak, kadim kültürümüzü sahiplenmek ve bilinci yeniden merkeze almaktır.

Çünkü bilinç olmadan bilgi gürültüdür; dil olmadan kültür suskunluktur.

Volkan Aydın

PERAKENDE  YÖNETİM DANIŞMANI
Tel/WhatsApp: 0049( 0)177 335 35 02
Bizim Haber
Bizim Berlin
Site ve Dergilerimize Reklam vermek için bizi arayın.