
Rahmet, mağfiret ve ebedi kurtuluşun müjdecisi olan Ramazan-ı Şerif’e bir kez daha kavuşmanın derin huzurunu yaşıyoruz. Gönüllerimize şifa, hanelerimize bereket, ruhlarımıza sevinç taşıyan bu mübarek ay, bizleri yeniden "biz" yapmaya, özümüze döndürmeye geldi. Hoş geldi, safalar getirdi. Umuyoruz ki Ramazan ayı hoş geldiği gibi, bizleri de hoş bulur ve bizden hoşnut olarak ayrılır. Bizi bu kutlu iklime ulaştıran Yüce Rabbimize sonsuz hamd-ü sena, insanlığı Kur’an ile buluşturan Rahmet Peygamberine salât ve selam olsun.
Yüce Kitabımız
Kur’an-ı Kerim’in beyanıyla insan, alelade bir canlı değil, “Mükerrem” bir
varlıktır; yaratılmışların en şereflisi, en değerlisidir. Ancak bu onur, aynı
zamanda omuzlarımızdaki en büyük sorumluluktur. Zira dinimize göre insanın
kıymetini; inancı, Rabbine duyduğu sorumluluk bilinci ve işlediği ameller
belirler.
Mükerrem olmak;
sadece yaratılışta değil, yaşayışta da kerem sahibi olmaktır. Rabbimiz,
“Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap”[1] buyurarak bizlere bu
nebevî ölçüyü hatırlatır. Biliyoruz ki, “Sevdiğimiz şeylerden Allah yolunda
harcamadıkça iyiliğe asla erişemeyiz.” [2] Bir yetimin başını
okşamadıkça, bir açın sofrasına aş olmadıkça, Kur’an’ın tarif ettiği o gerçek
iyilik makamına ulaşamayız.
Bilindiği üzere, her
yıl Ramazan-ı Şerif’i hayatımıza yön veren, gönül dünyamızı aydınlatan farklı
bir tema çerçevesinde idrak ediyoruz. Bu yılki Ramazan temamız ise; hayatın
kalbi olan camiyi ve insanın varoluş gayesini birleştiren “Ramazan, Cami ve
Hayat” olarak belirlenmiştir. Bu tema bizlere hatırlatıyor ki; mükerrem insanın
duruşu, tek başına sürdürülecek bir yolculuk değildir. Rabbimiz, “Mümin
erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder,
kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılarlar”[3] buyurarak; iyiliğin ve
dostluğun, ancak ibadetle ve cemaatle perçinlendiğini haber verir.
İşte bu erdemlerin
kaynağı camilerimizdir. 1960‘lı yıllardan itibaren Türkiye’den Almanya’ya göç
eden büyüklerimiz, gurbetin ortasında ilk olarak bu güvenli limanları inşa etmişlerdir.
Çünkü o ilk nesil büyüklerimiz biliyorlardı ki cami varsa kimlik vardır, cami
varsa birlik vardır, cami varsa umut vardır. Bugün Almanya’daki camilerimiz
-hamd olsun ki- paylaşmanın adresi, dayanışmanın merkezi konumundadır. “İyilik
ve takva üzere yardımlaşın”[4] emri, en somut karşılığını
bu mabetlerde bulmuştur.
Şunu biliniz ki; bu
kutlu çatı altında samimiyetle verdiğiniz her bir fitre, zekât ve sadaka,
bizlere teslim edilmiş mukaddes birer emanettir. Bu yıl da Ramazan vesilesiyle
21 ülkeye ve Türkiye’deki deprem bölgelerine ulaştırdığımız gıda kolileri, bu
avlulardaki kardeşlik ruhuyla mayalanmıştır. Aynı inançla; fitre, zekât ve
bağış emanetlerinizi de bayram sevincine dönüştürmek üzere gerçek sahiplerine
ulaştıracağız.
Vakit iyilik vaktidir:
Gelin, karşılıksız vermenin ve paylaşmanın erdemini, yani asıl iyiliği camide
bulalım. Vakit huzur vaktidir: Ruhumuzu daraltan tüm sıkıntılardan sıyrılıp, o
eşsiz sekîneyi ve huzuru camide bulalım. Vakit kardeşlik vaktidir: Mümin
erkekler ve mümin kadınlar olarak birbirimizin dostu olduğumuzu hatırlayalım;
omuz omuza vererek kardeşliği camide bulalım. Vakit birlik vaktidir:
Ayrılıkları bir kenara bırakıp; birliği, beraberliği ve “en hayırlı ümmet”[5] olmanın şuurunu camide
bulalım. Vakit kendini bulma vaktidir: Hayatın bitmek bilmeyen
koşuşturmacasında kaybolan benliğimizi; caminin ilim ve hikmet dolu
atmosferinde yeniden bulalım. Gelin, yediden yetmişe camilerimizi Ramazan
ayında dolduralım. Camilerimize hayat olalım, camilerimizde hayat bulalım. Bu
duygu, düşünce ve dualarla Ramazan-ı Şerif ayımızın hayırlara vesile olmasını,
İslam Alemi başta olmak üzere tüm dünyaya barış ve huzur getirmesini Yüce
Rabbimden niyaz ediyorum.
Ramazan ILIKKAN
DİTİB Genel Başkanı