DİTİB Genel Başkanı Türkmen’den Hicret ve Muharrem Ayı Mesajı

Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Genel Başkanı Kazım Türkmen hicret ve Muharrem ayı münasebetiyle bir mesaj yayınladı.

Türkmen, Mekke’den Medine’ye gerçekleşen hicretin 1442. yılı münasebetiyle yayınladığı mesajında “Hicret kardeşliktir. Muhâcir ve muhtaç olanlara Ensâr olup yardım etmenin insanlık tarihindeki en güzel örneği ve en zirve noktasıdır” dedi.

Türkmen yayınladığı ” Hicret ve Muharrem Ayı Mesajı”nda şu ifadelere yer verdi:

İnsanlık tarihinde, tarihin ve insanlığın yönünü değiştiren birtakım önemli olaylar gerçekleşmiştir. Milâdî 622 yılında Mekke’den Medine’ye gerçekleşen “hicret” olayı da bunlardan biridir. 20 Ağustos 2020 Perşembe günü itibariyle, hicrî takvimin ilk ayı olan Muharrem ayına, dolayısıyla da 1442. hicrî yıla girmiş bulunuyoruz.

İslâm tarihinde bir dönüm noktası olan bu hicret, sadece mekân/şehir değiştirmekten ibaret olan bir göç olayı değildir. Hicret yepyeni bir medeniyet inşası için atılmış bir adımdır. Tevhid ve özgürlük mücadelesinin devam edebilmesi, insanlığa hak ve adaletin daha fazla ulaşması ve zulmün ortadan kalkması için yapılan bir fedakârlıktır. Hicret, tüm peygamberlerin vermiş olduğu bu mücadelenin coğrafî sınırlara sığmayacak kadar kapsayıcı ve evrensel bir mücadele olduğunun göstergesidir.

Hicret, vazgeçmektir. Dünyalık olan her şeyden; toprağından, evinden barkından, malından mülkünden, makamından sadece Allah’ın rızasını elde edebilmek için vazgeçmektir. Her türlü bedeli göze alarak kendini hakka ve iyiliğe adayıp yola çıkmaktır hicret.

Hicret kardeşliktir. Muhâcir ve muhtaç olanlara Ensâr olup yardım etmenin insanlık tarihindeki en güzel örneği ve en zirve noktasıdır. Nerede bir Muhâcir olursa, orada mutlaka bir Ensâr olması gerektiğini bizlere öğreten muhteşem bir tablodur hicret.

Bilindiği gibi, hicrî takvim Hz. Ömer döneminde kullanılmaya başlanmış ve 1 Muharrem 622 tarihi bu takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Muharrem ayı ve bu ayın 10. günü olan Aşûre günü hem önceki peygamberler hem de İslâm tarihi açısından ayrı bir öneme sahiptir. Bu önemine binaen sevgili peygamberimiz (s.a.v.) Muharrem ayının 9. 10. ve 11. günlerinde oruç tutmuş ve bizlere de oruç tutmayı tavsiye etmiştir.

Ayrıca Muharrem ayının 10. günü, biz Müslümanlara Kerbelâ’nın ve Ehl-i Beyt’in acısını ve hüznünü hatırlatmaktadır. Mezhebi, meşrebi ne olursa olsun, bu hüznü en derinlerde hisseden Ehl-i Beyt sevdalıları her yıl Muharrem ayında peygamberimizin sevgili torunu Hz. Hüseyin ve diğer Kerbelâ şehitlerini acı ve gözyaşıyla anmaktadırlar.

Kerbelâ şehitlerinin uğrunda canlarını verdiği tüm o ulvî değerleri korumak ve yaşatmak için bizler de bugün üzerimize düşen görevleri yerine getirmeliyiz. Bizleri ayrılığa ve kavgaya değil, birlik beraberliğe ve kardeşliğe götürecek bir bilinç ve anlayışla hareket etmeliyiz ki, yeni Kerbelâ’lar ve yeni acılar yaşanmasın.

Bu vesileyle, başta Hz. Hüseyin (r.a.) olmak üzere tüm Kerbelâ şehitlerine Allah’tan rahmet diliyor, 1442. hicrî yılın ve Muharrem ayının hayır, bereket, iyilik ve güzellikler getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

 

Bir cevap yazın