Avrupa’da bulamadığı şifayı Türkiye’de buldu

Avrupa’da hastalar, acil servislerde saatlerce beklemek zorunda kalıyor, basit bir hastalık için bile ancak haftalar sonrasına randevu alabiliyor. Avrupa’da yaşayan Türkler ise Türkiye’de tedavi olmayı tercih ediyor.

Avrupa ülkelerinde acil servislerde uzun bekleme süreleri, randevu almada yaşanan zorluklar, ameliyatlar için aylar sonrasına gün verilmesi, doktor eksikliği ve yanlış teşhisler gibi sebeplerden dolayı tedavi olmakta zorluk yaşanıyor. Bu gibi sorunlarla karşı karşıya kalan Türkler ise Türkiye’ye gidip kısa sürede tedavi olup sağlıklarına kavuşuyor.

İngiltere’nin Leeds kentinde geçen aralıkta 4 yaşındaki Jack Williment’ın zatürre şüphesiyle götürüldüğü hastanenin acil servisinde saatlerce yerde yatmak zorunda kalması hala akıllarda.

Annesinin yere serdiği montun üstünde 4 saat bekleyen ve ancak 9 saat sonra doktoru görebilen Jack’in ardından 9 aylık bir bebeğin de hastane koltuğunda saatlerce doktor beklemesi, ülkede sağlık sistemindeki sorunu ortaya koyması açısından sembolik öneme sahip.

İngiltere Ulusal Sağlık Hizmetlerince yayımlanan verilere göre, bekleme listesindeki hastaların sayısı 4,42 milyona ulaşmış durumda.

Ancak Avrupa’daki sorun, sadece İngiltere’yle sınırlı değil. Ülkeden ülkeye değişse de genel olarak vatandaşlar, acil servislerde uzun bekleme sürelerinden şikayetçi.

Kıta, soruna kalıcı çözüm bulmanın çok uzağında

Nüfusu giderek yaşlanan, kişi başına düşen doktor sayısı azalan ve uzman doktorların daha iyi maaş için ülke değiştirdiği kıta, soruna kalıcı bir çözüm bulmanın çok uzağında.

Randevu almakta zorluk yaşayan ve ameliyat için aylar sonrasına gün verilen hastalar, sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesini istiyor. Bu ülkelerde yaşayan Türkler ise daha iyi imkanlara sahip olduğunu söyledikleri Türkiye’de tedavi olmayı tercih ediyor.

Almanya’da randevu almada sorun yaşanıyor

Dünyanın en iyi sağlık sistemlerinden birine sahip olduğu belirtilen Almanya’da doktor eksikliğinden şikayet ediliyor.

Gayrisafi yurt içi hasılanın (GSHY) yaklaşık yüzde 11,5’ini sağlık alanına ayıran Almanya’da, herkesin sağlık sigortası yaptırması zorunlu.

Özel sağlık sigortası yaptıranlar doktordan hızlı şekilde randevu alabilirken, yasal sağlık sigortası bulunanlar özellikle uzman doktorlara görünmek için haftalarca bekliyor veya randevu alamıyor.

Ayrıca özel sağlık sigortası yaptıranlar, özel muayene ve hastanelerden yararlanma imkanı bulurken, sadece yasal sağlık sigortası olanlar bu hizmetlerden yararlanmak için ödeme yapmak zorunda kalıyor.

Kişinin kazandığı paraya göre sağlık sisteminden yararlanabilmesindeki eşitsizlik, ülkede tartışmalara yol açıyor.

Doktorlar, yeni hastalara randevu vermiyor

Techniker Sağlık Sigorta Şirketinin geçen yıl yaptırdığı araştırmaya göre, Saksonya eyaletinde göz doktorlarının yüzde 50’si, nörologların yüzde 40’ı, dermatologların da yüzde 24’ü yeni hastalara randevu vermiyor. Bu doktorlardan randevu alabilmek için ise 8 ila 13 hafta bekleniyor.

Almanya Sağlık Bakanlığının verilerine göre de yasal sağlık sigortası bulunanların yüzde 33’ü, uzman bir doktordan randevu alabilmek için 3 hafta veya daha fazla bekliyor.

Uzmanlar, Almanya’da gelecekte önlem alınmadığı takdirde doktor sayısındaki yetersizliğin daha da belirgin hale geleceği uyarısında bulunuyor.

“Bir asistan hasta olduğunda yeri dolmuyor”

Berlin’de bir hastanede başhekimlik yapan, ardından Brandenburg eyaletinde bir muayenehanede çalışmaya başlayan Dr. Erkan Arslan, yaşanan sorunlara işaret etti.

Hastaların randevu almak için uzun süre beklediklerini yakından bildiğini söyleyen Arslan, “Çalıştığım muayenehanemde randevu alınması 3 ile 5 ay arasında sürebiliyor.” dedi.

Almanya genelinde doktor eksikliğinin bulunduğunu vurgulayan Arslan, “15 yıl hastanede çalıştım. Doktor eksikliğini başhekimlik yaptığım zamanlarda hissettim. Bir asistan hasta olduğunda yeri dolmuyor.” diye konuştu.

Bel ağrısı tedavisi için Türkiye’ye gitti

Almanya’da bel ağrılarına çare bulamayan Talat Cebeci, Türkiye’ye gidip tedavi olmayı seçenler arasında yer alıyor.

“7 yıl bel ağrıları çektim. Almanya’da gitmediğim doktor kalmadı ancak çare bulunamadı.” diyen Cebeci, İstanbul’da muayene olduğunda teşhisin konulduğunu, ameliyat edildiğini ve 4 gün sonra da yürümeye başladığını anlattı.

Belçika’da temel sorun, doktor yetersizliği

Avrupa Birliği ve NATO kurumlarına ev sahipliği yapan Belçika’da, zorunlu sağlık sigortası uygulaması bulunuyor.

Zorunlu sağlık sigortası, genel olarak özel muayene ve hastaneleri kapsamazken; özel tedavi merkezlerinde fiyatların çok yüksek olduğu görülüyor. Bu nedenle ülkede, özel sağlık sigortası yaptırabilen kesimle zorunlu sağlık sigortası bulunan kesimin ulaşabildiği tedavi imkan ve sürelerinde ciddi farklılıklar ortaya çıkıyor.

Toplum hayatını bire bir etkileyen temel sorun, Belçika’daki doktor sayısındaki yetersizlikten kaynaklanıyor.

Güncel veriler, ülkede 10 doktora yaklaşık 10 bin hasta düştüğüne işaret ediyor.

Belçika’nın yetersiz doktor sayısı da vatandaşlara muayene ve randevular için çok uzun süre beklemek zorunda kalma şeklinde yansıyor.

Bir babanın gözünde ağrısı olan 2,5 yaşındaki çocuğuna göz doktorundan randevuyu 9 ay sonrasına alabilmesi ve diğer bir hastanın da dizinde çok ciddi ağrı olmasına rağmen MR çektirmek için 10 ay beklemek zorunda kalması, ülke basınında öne çıkan örnekler arasında yer alıyor.

“Türkiye’de bir günde tüm tetkiklerimi yaptırdım”

AA muhabirine, ülkedeki sağlık sistemi nedeniyle yaşadığı sıkıntılarla ilgili açıklama yapan Türk kökenli A.Ş, belindeki fıtık nedeniyle şiddetli ağrılar çektiğini, Belçika’daki “ilgisizlik ve alakasızlık” yüzünden Türkiye’ye gittiğini anlattı.

Şiddetli bel ağrılarına rağmen ilk doktor randevusunu 3 ay sonraya alabildiğini belirten A.Ş, bel filmi randevusunu da bir 3 ay sonrasına alabildiğini söyledi. Bu dönemde çok ağrı çektiğinden dolayı kortizonlu iğne yaptırmak için hastaneyi aradığını, bunun için de 6 ay sonrasına randevu verildiğini ifade etti.

A.Ş, “Bu süreçte Türkiye’ye gitmeye karar verdim. Sabah giriş yaptığım hastanede, öğlene kadar tüm tetkiklerim tamamlanmıştı. Doktor aynı gün tedaviye başladı. Allah devletimize zeval vermesin.” dedi.

İsveç’te acil servislerde bekleme en önemli sorun

İsveç’te sağlık sisteminde son 10 yıldır yaşanan krizler çözülemezken, acil serviste bekleme süreleri ülkenin en önemli problemlerinden biri olarak gösteriliyor.

Aftonbladet’in haberine göre, İsveç’te hastanelerin acil servislerinde bekleme süreleri 5 saati buluyor.

64 yaşındaki Cafer Uygur, yaptığı açıklamada, sağlık alanında karşı karşıya kaldığı zorluğu anlattı.

Midesinde bulunan bir tümörün senelerce tespit edilemediğini söyleyen Uygur, “Stockholm’de 4 sene gitmediğim hastane kalmadı, bir şey bulamadılar. Sadece bir doktor, ‘Midende çok köpük var’ demişti. Ankara’da gittiğim hastanede doktorlar midemde tümör olduğunu 2 günde tespit ettiler.” dedi.

Sağlık sigortasının Ankara’daki hastaneye ödeme yapmayı kabul etmemesi üzerime ameliyat olmak üzere İsveç’e döndüğünü kaydeden Uygur, İsveçli doktorların ameliyat sırasının 6 ay ile 1 senede geleceğini söylediğini belirtti.

Uygur, bunun üzerine Ankara’ya gidip 2 günde ameliyat olduğunu ve sağlığına kavuştuğunu kaydetti.

1,5 yıl yanlış tedavi gördü, Türkiye’de iki haftada şifa buldu

12 yıldır İsveç’in Helsingborg şehrinde yaşayan Barış Uçar, basit bir mide ülserinden dolayı 1,5 yıl yanlış tedavi gördüğünü söyledi. 2016’da midede oluşan sancının morfinle tedavi edilmeye çalışıldığını belirten Uçar, morfini bırakmasının ardından sancının artması üzerine bir gün acile gittiğini ancak 11 saat sıranın kendisine gelmesini beklediğini dile getirdi.

Doktorların böbreklerden şüphelendiğini ancak ultrasonda sorun tespit edilemeyince ertesi gün Türkiye’ye gittiğini kaydeden Uçar, şunları söyledi: “Konya Devlet Hastanesinde tedavi altına alındım. Endoskopiyle mideme baktılar ve ülserin çok büyüdüğünü tespit ettiler. Bana verilen morfinin iki mide zarını deldiğini, son zarın da delinmek üzere olduğunu ve mide kanaması geçirmek üzere olduğumu bildirdiler. Türkiye’deki doktor, bir antibiyotik ve şurupla beni 2 haftada tedavi etti. Doktorun raporunu İsveççe ve İngilizceye çevirdim ve bana morfin veren profesöre götürdüm. Profesör, ‘İyi ki Türkiye’ye gitmişsin’ dedi.”

Danimarka’da doktor açığı

Danimarka’da bir yandan hekim sayısı azalırken, bir yandan da artan nüfusla hasta sayısı artıyor. Ülkedeki Pratisyen Hekimler Derneğinin istatistiklerine göre, pratisyen hekimlerin yüzde 25’inden fazlası 60 yaş ya da üzerinde.

Pratisyen hekimlerin yüzde 70’inin yeni hasta kabul etmediği ülkede, her 10 bin hastaya yaklaşık 6 hekim düşüyor.

Danimarka’da 1971’den bu yana yaşayan Selçuk Bayrak da çareyi Türkiye’de bulan hastalardan. 57 yaşındaki Bayrak, kalbindeki sorun için hastaneye gittiğini, 3 farklı hastaneden 3 farklı tedavi cevabı aldığını anlattı.

Doktorların kendisini hapla tedavi etmeye çalıştığını ancak rahatsızlığının artması üzerine Türkiye’ye gittiğini söyleyen Bayrak, “Türkiye’de 15 günde çareyi buldular. 3 damar tıkalıymış, hatta bir tanesi iki yerden tıkalıymış. Zaten o damarla benim nasıl yaşadığıma doktorlar da şaşırdı. Anjiyo yaptılar ve bunları görünce de acilen stent taktılar.” diye konuştu.

Bir cevap yazın